Front Page 
 
 Aile Albümleri
 Toronto Festival
 
 Azerbaycan Albümler
 
 Azerbaycan Zaman ve haber
 
 Bize Ulaşın
 
 Dış Gezilerim Albümü
 
 Kanada
 Turkish Students Association at York
 canadaturk.ca Makale
 Göçmenlik
 Öğrencilik
 
 Kitaplarım
 Karakutu- Ergenekon'un Karanlık İsmi Tuncay Güney - YENI
 Azerbaycan Alperenleri - İlk Yıllar YENİ
 Keşmir'de Hz. İsa Efsanesi
 Mesih'in Hızır'ı Barnaba
 Hazar'ın Kurtlar Vadisi
 Net Kırılma
 Matrix'in 11 Eylül Kurgusu
 Kurtar Bizi Kanada
 Petrol Satrancı
 September 11 Fiction of Matrix- English
 Tolstoy was a Muslim
 Vadi'nin Şifresi Çözülüyor
 
 Röportajlarım
 
 Sunrise Dergi Haber-Makale
 
 Türkiye / Kanada Albümleri
 
 Yazılarım
 Dış Politika
 Ekonomi
 Gündem
 Kafkasya
 metafizik.com Makale
 Ortadoğu
 platform.de Makale
 sonsaniye.net Makale
 subatsogugu.web.tr Makale
 Türkistan
 İç Politika
 Satanizm
 
 Özgeçmişim CV
 CV English Resume
 Personal Statement
 
 Şiirlerim
Ara

Yazılarım : Kafkasya Son güncelleme : Mart 30, 2006 - 17:17:28


Kafkasya'da etnik sorunlar
By Kafkas Vakfı Bülteni(Kış-98, Sayı 3)’nden alınmıştır
Mart 30, 2006, 17:16

Bu sayfayı Email et
 Print et
Bu arada 15 büyük Cumhuriyet bağımsızlığını ilan etti. Rusya toprakları içerisinde kalan 21 özerk bölge ve Cumhuriyet ise -Rusya'nın baskısıyla- bir araya gelerek Rusya Federasyonu’nu oluşturdu. Ardından bağımsız Cumhuriyetler ve Rusya Federasyonu -yine Rusya'nın zorlamasıyla- bir araya gelerek Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)'nu oluşturdular. Tabii bu oluşumların tamamı sancılı ve sağlıksız gerçekleşti. Hızlı değişimin çabuk sindirilemeyişi bütün Sovyet topraklarına istikrarsızlık getirdi. En istikrarsız bölge de Kafkaslar olarak ortaya çıktı. Bağımsızlığım ilan eden Trans-Kafkasya'daki üç devlet (Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan) Rusya'nın kışkırtmaları sonucu savaşın kucağına düşmekten kendini kurtaramadı. İtildikleri savaş batağından sıyrılabilmek için de -beklentilere uygun olarak- Rusya'nın güdümündeki BDT'ye girmek zorunda kaldılar. Ermenistan üç, Gürcistan dört Rus askeri üssünün topraklarında kurulmasına izin vermek zorunda bırakıldı. Fakat Kafkas ötesine köklü çözümler gelmedi. Rusya’nın şalteri indirmesiyle bölgeye sadece ateşkes geldi; yani sorunlar çözülmedi, buzdolabına kaldırıldı. Transkafkasya'da bunlar olurken, Kafkasya'nın kuzeyi de çoktan ısınmaya başlamıştı bile... Problemlerin kaynağı Kuzey Kafkasya’da problemler nereden kaynaklanıyor? Bu sualin birbirini tamamlayan pek çok cevabı var. Bir kere bilinen şu ki, bölgedeki çıbanın kanlı başı, dinmek bilmeyen emperyalist heveslerine gem vuramayan Rusya'dır. Rusya, Deli Petro'dan beri süregelen sıcak denizlere inme isteğine en büyük engel teşkil eden iki ülke ile yani tarihi rakipleri Türkiye ve İran'la hep bu bölgede karşı karşıya gelmiştir. 18'nci yüzyılın başlarından itibaren de, uluslararası politikada ağırlığını yitirmiş olan Türkiye (evveli Osmanlı) ve İran, Rusya'nın Kafkasya'daki girişimlerine engel teşkil etmekten uzaklaşmıştır. Stratejik ekseni doğudan batıya uzanan Batı ülkeleri de bölgeye alaka göstermeyince, Rusya hiçbir gücün engellemesine uğramadan Kafkasya'yı işgal etmiştir. 130 yılı aşkın bir süredir işgali altında tuttuğu bu toprakları, bugün artık rahatlıkla “arka bahçem” diye nitelendirebilmektedir. Nitekim Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin 26/9/1995'te BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada bunu açıkça beyan etmiştir. Bir kere şu unutulmamalıdır ki, Çarlık döneminde de, Bolşevizm döneminde de, onun sonrasında da Rusya'nın hedefi hiç değişmemiştir: Sıcak denizlere inmek... Rusya'nın bu arzusu sürdüğü müddetçe de, kendisi için güneye açılan kapı konumundaki Kafkasya'nın huzur bulması düşünülemez. Bugünkü problemlerin bir diğer kaynağını da ortada yatan Sovyet mirası ekonomik enkaz oluşturuyor. Yine bir diğer sıkıntıyı da Kafkasya'nın iştah kabartan yeraltı (petrol, kömür vs.) ve yerüstü zenginlikleri oluşturuyor. Bölgeye yakın bütün ülkeler bu servetlerden pay kapma yarışı içinde, ellerini bölge üzerinden çekmiyorlar. Fakat, burada saydığımız ve saymadığımız bütün benzer problemlerin çözülebildiğini varsayıp bir kenara bırakırsak, Kafkasya'daki en köklü problem, mevcut etnik ve demografik yapı olsa gerek. Trans-Kafkasya’daki Ermenistan ve Azerbaycan'ı ayrı tutup (Abhazya ve Güney Osetya'nın Kuzey Kafkasya'daki etnik gruplarla beraberliklerini düşünerek Gürcistan'ın sadece bu bölgelerini yazımıza dahil ediyoruz), Kafkasya'nın kuzeyindeki etnik ve demografik yapıya şöyle bir göz attığımızda problemin büyüklüğünü rahatlıkla görebileceğiz. Kafkasya'da yaşayan 50'nin üzerindeki etnik grup, dokuz Cumhuriyet/Özerk Bölge'ye dağılmış durumda. Komünist dönemde, özellikle Stalin döneminde izlenen maksatlı iskan politikaları ve oluşturulan suni cumhuriyetlerde öyle nüfus kombinezonları oluşturulmuştur ki, Kafkasya adeta bir “etnik mayın tarlası” haline getirilmiştir. Doğudan batıya doğru sıralarsak, Dağıstan, Çeçenistan, İnguşetya, Kuzey Osetya, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes, Adıgey, Abhazya ve Güney Osetya'da yaşanan etnik problemler şöyle özetlenebilir: Dağıstan Otuzun üzerinde etnik grubun yaşadığı Dağıstan'ın 1 milyon 800 binlik nüfusunun % 32'si Avar, % 15'i Dargi, % 11'6'sı Lezgi, % 4'ü Tabasaran, % 12'si Kumuk, % 8'i Nogay, % 4'ü Azeri, % 3,2'si Rus, kalanı da diğer gruplardan oluşuyor. Dağıstan'da sadece bir köyden müteşekkil etnik gruplar dahi bulunmaktadır. Doğalgaz zengini Dağıstan'da patlak vermiş bir etnik olay yok. Ama bu potansiyel hep mevcut. Toprak zenginliğinin ve siyasi gücün paylaşımı, Lezgi, Kumuk, Dargi, Nogay ve Tabasaran'lar arasında etnik sürtüşmeleri kışkırtıyor. Bu gruplar Avar yoğunluğa karşı çıkıp 'siyasi otonomi' istiyorlar. Hepsi kendi milli politikasını savunuyor ve bu grupların tamamı tepeden tırnağa silahlanmış durumda. Dağıstan'da silah bulmak kolay. Dağıstan'ın Hasavyurt kasabasında Kaleşnikov'lar 250 $, tabancalar ise 120 $'dan açık pazarda satılabiliyor. Dağıstan'da ayrı etnik kökenlerden gelen iki aile arasında başlayabilecek şiddetli bir tartışma, hiç de sürpriz sayılmayacak bir şekilde iç çatışmalara başlangıç teşkil edebilir. Cumhuriyetten ayrılma isteğini dile getiren tek grup Dağıstan'ın güneyinde ve Azerbaycan'ın kuzeyinde yaşayan Lezgiler. Özerklik isteyen Azerbaycan Lezgileri, Sadval isimli terör teşkilatının militanlarıyla, metro bombalamak, sabotajlar düzenlemek gibi provakatif eylemler yapıyorlar. Konuyu takip eden uzmanlar, olaylarda, bölgenin istikrarsızlığını menfaatlerine uygun gören Rusya'nın parmağı olduğunu belirtiyorlar. Azerbaycan, başına sarılan Karabağ savaşının yanısıra, kuzeydeki Lezgi azınlık ve güneydeki Taliş hareketleriyle de sıkıştırılmak isteniyor. Ta ki Ruslara askeri üs verinceye kadar. Dağıstan'da hakim olan İslam'ın bütünleştirici gücü, şimdilik daha kötü olayların meydana gelmesini engelliyor. Çeçenistan Çeçenlerin Ruslarla tutuştuğu ve nihayetinde onurlu bir zaferle süslediği 1994-1996 savaşından önce yaklaşık 735 bin nüfusu vardı. Çeçenistan'ın diğer nüfusunun yaklaşık 200 binini Ruslar, 100 binini de İnguş, Yahudi vs. diğer gruplar oluşturuyordu. Savaşta demografik yapı önemli miktarda değişti. Rusların önemli bir kısmının ülkeyi terk ettiği biliniyor. Evsiz barksız kalan 10 binlerce Çeçen komşu cumhuriyetlere sığınmış vaziyette. Ülke baştan sona enkaz halinde. Hiçbir ekonomik faaliyet yok. Halk günlük yaşıyor. Devlet müesseseleri yeni yeni teşekkül ettirilmeye çalışılıyor. (Burada hemen belirtmeliyiz ki, Devlet Başkanlığına seçilen Aslan Mashadov, seçimlerdeki siyasi rakipleri Şamil Basayev ve Movladi Udugov'u hükümetine alarak tavanda birliği sağladı). Ülkede herkes tepeden tırnağa silahlı. Asayiş ve can güvenliği yok. Komşu cumhuriyetlere ve Çeçenistan'a gelen yabancılar silah tehdidiyle kaçırılarak fidye karşılığı serbest bırakılıyor. Silahlı Çeçenler sürekli komşu cumhuriyetlere sarkarak zorbalıkla ve diğer gayrımeşru yollardan servet edinmeye çalışıyor. Bu da komşu toplumların sevgisizlik ve nefretine sebep oluyor. Ekonominin bitmesi, Ruslara karşı kazanılan zaferi gölgeleyen eylemlere zemin hazırlıyor maalesef. Fakat, milli mutabakatı tesis eden hükümetin bu problemlerin üstesinden geleceğini ümit ediyoruz. Çeçenistan'ın kuzey sınırları boyunda, Stavropol Kray'da yaşayan Kozaklar'la Çeçenler'in arası soğuk. Kuvvetli bir ihtimal olmasa da, kışkırtmalarla çatışmaya dönebilecek bir potansiyel var. Ayrıca, Çeçen nüfusun yoğunlukta olduğu Dağıstan'ın Hasavyurt kasabası da, bölgedeki Çeçenlerin kasabanın kendi topraklarına dahil olması gerektiğini iddia etmeleri sebebiyle potansiyel bir problem durumunda. Öte yandan aşağıda açıklayacağımız Oset-İnguş anlaşmazlığı sebebiyle meydana gelecek bir çatışmada, Çeçenlerin doğrudan İnguş saflarında olacağını belirtmeliyiz. İnguşetya 160 bin İnguş'un yaşadığı cumhuriyette, 100 bine yakın da Rus ve diğer unsurlar bulunuyor. Ayrıca, Rus Çeçen savaşı döneminde gelen mültecilerin sayısının da 100 bine yakın olduğu sanılıyor. İnguşlar, Çeçenler'le aynı dili konuşmalarına rağmen kendilerini farklı görüyorlar. İnguşlar, Çeçen savaşından önce Çeçen-İnguş Cumhuriyeti'nden ayrılarak müstakil Cumhuriyet haline geldiler. Ayrılmalarına da kendi farklı yapılarını ve Osetlerle olan problemlerinde Grozni hükümetinin kendilerine destek çıkmamasını gerekçe gösteriyorlar. Eski tarihlerinden beri Terek nehrinin sağ tarafında İnguşlar, sol tarafından da Osetler yaşamıştır. Nitekim 1784 yılında Ruslar tarafından askeri kale olarak inşa edilen Vladikavkaz şehrinin ortasından geçen Terek ırmağının sol tarafı Osetlere, sağ tarafı da İnguşlara ait idi. İnguşların yaşadığı ve bugün Prigorodniy Rayon adını taşıyan bu bölge, İnguşların ikinci dünya savaşı yıllarında, Sibirya'ya sürülmeleri üzerine Osetlere verildi. İnguşlar 1957 yılında Kuruşçev tarafından affedilerek vatanlarına döndüklerinde, Prigorodniy Rayon'u ve ayrıca üzerinde hak iddia ettikleri 7 eski İnguş köyünü geri alamadılar. Komünist dönem de dahil olmak üzere Osetler'le İnguşlar arasında sürekli çatışmalar çıktı, katliamlar meydana geldi. En son 1992 yılında meydana gelen çatışmalar zorlukla yatıştırılabildi. Kuzey Osetya-İnguşetya sınırı her an büyük çatışmalara şahit olma istidadı taşıyor. Kuzey Osetya 632 bin nüfuslu Kuzey Osetya'nın nüfusunun % 52'si Oset, % 29'u Rus, % 5'i İnguş, % 14'ü de diğer halklardan oluşuyor. Osetlerin İnguşlarla aralarındaki problemi yukarıda belirttik. Osetler çoğunluk itibariyle Ortodoks Hıristiyan. Bu yüzden tarih boyunca Ruslarla hep sıcak ilişki içinde oldular. Tarihte Ruslar önce bu bölgeye yerleşmiş, doğu ve batı Kafkasya'yı birbirinden ayırdıktan sonra ancak işgal edebilmiştir. Osetya eskiden beri diğer Kafkas halklarına soğuk durmakta, Kafkas halklarının geliştirdiği organizasyonlarda hiçbir zaman aktif görevler almamaktadır. Son Çeçen-Rus savaşında Osetya'nın başşehri Vladikavkas'ın, Çeçenistan'a yapılan hava akınlarında ve ordu ikmalinde merkez üs konumunda bulunması, Çeçenlerin şimşeklerini Osetler üzerine çekti. Osetlerle İnguşlar arasında meydana gelen yeni bir çatışmada, Çeçenler de Osetler'e karşı savaşa girebilirler. Ayrıca Güney Osetya'nın Kuzey Osetya'yla birleşme çabaları sebebiyle, Gürcistan'la Kuzey Osetya arasında da soğukluk bulunmaktadır. Kabardey - Balkar Cumhuriyeti Cumhuriyetin toplam nüfusu 753 bin. % 48'i Kabardey, % 9'u Balkar, % 32'si Rus, % 11'i de diğer unsurlardan oluşmaktadır. Türk kökenli Balkarlar'da tıpkı Çeçen ve İnguşlar gibi 1944 yılında Sibirya'ya sürülmüş, 1957 yılında da geri dönmüşlerdir. Geri döndüklerinde eski topraklarının tamamını alamadıklarını ve Kabardeylerce siyasi ve kültürel baskı altında tutulduklarını iddia eden Balkarlar, kurdukları Töre adlı teşkilatla 'haklarını' alma mücadelesi veriyorlar. Bu arada teşkilat mensuplarınca Kabardey-Balkar Cumhuriyeti'nden ayrılma istekleri yüksek sesle dile getirilmektedir. Balkarlar, başşehir Nalçik'in yarısının ve ülkenin dağlık güney sınırlarının Balkar toprağı olduğunu savunuyor, bu toprakları istiyorlar. Rusya içindeki Türk teşkilatları da Balkarlara siyasi destek vermektedir. Fakat Cumhuriyetin 'güzellikle' ikiye bölünmesi pek mümkün görülmüyor. Çünkü Balkarların çok önem verdikleri Mingitav, Kabardeylerin de efsanelerine girmiş Oşhamafe'dir. İki halkın da bu topraklardaki kökleri çok derin. Her iki tarafta da alttan alta silahlanmaya çalışan gruplar var. Silahlar patlamaya başlarsa, çatışmalar bu Cumhuriyetle sınırlı kalmaz, çevre cumhuriyetlerden gelenlerin de katılımıyla ortalık kan gölüne döner. Bu arada, Balkarların, doğu komşuları Osetlerle de, daha önce silahlı çatışmaların olduğu toprak problemleri sürüyor. Karaçay - Çerkes Cumhuriyeti Karaçaylar, Balkarlarla kardeş kavimdir. Bu cumhuriyetteki Karaçaylıların nüfusu 130 bindir. Yani nüfusun % 31 'i. Nüfusun % 42'sini Ruslar, % 10'unu Çerkesler, % 7'sini Abazalar, % 3'ünü Nogaylar, % 7'sini de Ukraynalılar vd. kavimler oluşturmaktadır. Karaçaylılar 1926 yılından, sürgüne gönderildikleri 1944 yılına kadar kendi özerk bölgelerinde yaşadılar. 1957 yılında affedilerek geri döndükten sonra eski topraklarına yerleştiler. Fakat özerklikleri geri verilmedi. Çerkeslerle birlikte Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi idaresi altına alındılar. Planlı Sovyet-Rus propagandalarıyla, cumhuriyette yaşayan Çerkes, Abaza, Rus ve Ukraynalıların Karaçaylılarla arası açıldı. Çerkeslerden ayrılıp ayrı cumhuriyet olmak isteyen Karaçaylılar, Camagat adlı bir örgüt kurdular. Bu örgütün önderliğinde toplanan Karaçay Halk Temsilciler Meclisi 17 Kasım 1990 günü bir kongre düzenleyerek Karaçay'ın bağımsızlığını ilan etti. Moskova bu kararı tanımadı. Karaçaylıların bağımsızlık ilanı bölgede bulunan Çerkes, Abaza, Rus ve Ukraynalılarla Karaçaylılar arasında gerginlik meydana getirdi. Ayrıca bölgedeki Abazalar, Karaçaylıların kendileri üzerindeki baskısından rahatsızlıklarını belirtiyorlar. Bölgede tam manasıyla sevgisizlik ve gerginlikler hakim. Etnik grup önderleri akıllı davranmazlarsa bölgeden her an çatışma haberleri gelebilir. Öte yandan Karaçaylılar, Balkarların durumunu da yakından takip etmektedir. Meydana gelecek herhangi bir çatışmada Balkarllılarla aynı tepkiyi verecekleri kesin. Bu arada Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’ne komşu Abhazya Cumhuriyeti'nin de, Abazaların durumunu yakından takip ettiğini belirtmeliyiz. Adıgey Adıgey'in toplam nüfusu 432 bin. Bunun % 22'si Adıge, % 68'i Rus, % 3'ü Ukraynalı, % 7'si de diğer unsurlar... Burada topluluklar arasında bir çatışma yok. Ama Adigeler kendi topraklarında düşürüldükleri azınlık konumundan rahatsız. Politik yollardan varlığını devam ettirecek ve kültürünü güçlendirecek tedbirler almaya çalışıyorlar. Bu arada Adıgelerle aynı dili konuşan Karadeniz kıyısındaki 10 bin nüfuslu Kıyı Boyu Şapsığları'na da statü kazandırıp, Adıgey'e entegre etmenin formüllerini arıyorlar. Abhazya Sovyet döneminde Gürcistan'a bağlı özerk cumhuriyet haline getirilen Abhazya, Gürcistan'ın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından kendisi de bağımsızlığını ilan etti. Bu karar Gürcistan tarafından şiddetle reddedildi. Abhazya 14 Ağustos 1992'de Gürcü ordusunun işgaline uğradı. Birbuçuk yıl süren kanlı bir savaşın ardından 30 Eylül 1993'de Abhazlar Gürcüler'i topraklarından attılar. Abhazya fiili olarak bağımsızlığına kavuştu. Gürcüler Abhazya'nın tekrar kendisine döndürülmesi için Rusya'dan yardım istedi. Ruslar, Gürcü topraklarında Rus askeri üsleri açma izni ve BDT'ye dahil olmaları karşılığında Gürcistan'a yardıma girişti. 1996 yılından buyana, Çeçenler'e destek verdiği iddiasıyla Abhazya'ya, Rus ve Gürcüler tarafından, karadan ve denizden temel ihtiyaç maddelerini de kapsar şekilde ambargo uygulanıyor. Problem çözülme yolunda değil. Abhaz toprakları bereketli, insanını besliyor. Bu yüzden ambargo yüzde yüz tesirli olamıyor. Şevardnadze kendini güçlü hissettiği anda Abhazya'ya tekrar saldıracaktır. Abhazya halkının tamamı silahlı. Ülkede asayiş problemi var; zaman zaman soygun ve cinayetler meydana gelmektedir. Abhazya'nın bugünkü nüfusu, 100 bin Abhaz, 90 bin Gürcü, 80 bin Ermeni, 60 bin Rus, 10 bin Türk ve 50 bin kadar da diğer unsurlardan oluşmaktadır. Güney Osetya Gürcistan'a bağlı özerk bölge konumundaki G.Osetya'nın 100 bin nüfusunun % 66'sını Osetler oluşturuyor. Bölgede 28 bin Gürcü ve 6 bin de diğer halklardan insanlar yaşıyor. Gürcistan'daki Osetler, 13-14'ncü yy'da Moğol odularının Kafkasyayı işgali esnasında Kafkas Dağları'nı aşarak Gürcistan'a gelmişlerdir. Sovyet döneminde de Güney Osetya Cumhuriyeti oluşturulmuştur. Güney Osetya Halk Cephesi, 1989 yılında, Gürcistandan ayrılıp Kuzey Osetya ile birleşerek Birlik Cumhuriyetlerine dahil olmak istediklerini açıkladı. Bu Gürcülerin şiddetli tepsini çekti. 1989 yılı yazında Osetler'le Gürcüler arasında şiddetli çatışmalar vuku buldu. 1989 Eylülünde Gürcü ordusu Osetya'ya girdi. Çatışmalar aralıklı olarak beş ay sürdü. 1990 sonunda Zviad Gamsakhurdia hükümeti G.Osetya'nın özerkliğini kaldırdı. 1991 yılında çıkan çatışmalarda 30'a yakın insan öldü. Aynı yılın son aylarında çatışmalar daha da şiddetlendi. Gürcü köyleri basıldı. Çatışmalar 1992 yılında zorlukla kontrol altına alınabildi. Bölge halen sıkıyönetimle idare edilmektedir. Her an yeni çatışmalar meydana gelebilmesi mümkündür. Çözüm nerede? Kafkasya'daki problemlerin çözümlenememesinin sebeplerinden biri de, bölgelerin yöneticilerinin eski komünist kadrolardan oluşmasıdır. 'Bir gecede demokrat' olan bu marksist kadrolar, halkın gücünü ve eğilimlerini iktidara yansıtmamakta, halen Moskova'nın ağzının içine bakarak politika üretmektedirler. Dolayısıyla Rusya tarafından kolayca manipule edilebilmektedirler. Kafkasya'da problemler, Kafkasya'nın Rus nüfuz bölgesi olmaktan çıkarılmasıyla çözüm yoluna girecektir. Bunun yolu da önce iktidarlardan Rusçuların ayağını kesmek olacaktır. Kafkasya’nın bütün topluluklarının aklı başında liderleri biraraya geldiklerinde içine itildikleri ateş kuyusunu görüp ona göre tedbirler alabileceklerdir. Bu arada hemen belirtmeliyiz ki, 50'den fazla kavmin oluşturdugu Kafkas mozayiğini bir arada tutacak yeğane harç İslam olarak gözüküyor. Bugün Dağıstan'da -ilmi temelleri zayıf da olsa- İslam inancının güçlü olması, toplumun birbirine düşmesini engellemektedir. Kafkasya'daki tarihi problemleri, Kafkas halkları arasında var olan iç problemler olarak ele almak son derece yanlış olacaktır. Tarih boyunca Kafkasya'da cereyan eden savaşlarda din önemli bir belirleyici unsur olmuş; müslüman topluluklar, gayri müslim işgal güçlerine karşı ortak mücadele vermişlerdir. Bölgede müslüman gruplar arasında vuku bulmuş herhangı bir savaş yoktur. Sovyet döneminde "Kafkas savaşları" olarak adlandırılan harplerin gerçekte "Rus - Kafkas savaşları" oldugu herkes tarafından anlaşılmıştır. Yaklaşık dört asır süren savaşlar boyunca yerli halkların birlik ve beraberliğini sağlayan, dirençlerini artıran ana güç kaynağı İslamiyet olmuştur. Gerçek İslam Kafkasya'da hayat bulduğunda, topluluklar arasındaki problemlerin suniliği daha kolay anlaşılacak, aralarındaki muhabbet bağları güçlenecektir. Kafkasya'da yaşayan sonradan iskan edilmiş unsurların, yerli halkın dini olan İslam'ı benimsemeleri; bölgedeki tarihi düşmanlıkların izale edilerek huzur ve istikrar ortamının sağlanmasının en kısa ve kesin yoludur. Hiç şüphe yok ki Kafkasya'nın bugünkü sakinleri, hayatlarını barış ve huzur içerisinde devam ettirebilecekleri yeğane vasatı İslam'da bulacaklardır. . Kuzey Kafkasya'nın Önemli Etnik Gruplarına Ait Nüfus Dağılımı (Bin İnsan) Etnik veri kaynağı: RGİA, ;F.571 vd; aktaran V.M. KABUZAN, Naseleniye Severnogo Kavkaza v XIX-XX vekah S. Peterburg 1996, s.145 (*) S. LAKOBA, Oçerki Politiçeskoy İstoriy Abhaziy, Alaşara Yayınevi, Suhum -1990, S. 99 NOT 1. Bu araştırma, mekezi Hollanda'da bulunan SOTA (Türkistan, Azerbaycan, Kınm, Kafkasya ve Sibirya Araştırma Merkezi) tarafından 1-2 Temmuz 1997 tarihlerinde Haarlem şehrinde (Hollanda) düzenlenen "Kafkasya'da etnik çatışmalar. Sebepler ve Çözümler" konulu konferansta tebliğ olarak sunulmuştur NOT 2: Bu araştırma Kafkas Vakfı Bülteni(Kış-98, Sayı 3)’nden alınmıştır

© Copyright 2006 by FarukArslan.com

Sayfa Başı

Kafkasya
Son Eklenenler
Kafkasya ‘Aslan’ı arıyor
KUZEY KAFKASYA'DA İSLAMİYET
KAFKASYA MÜRİDİZMİ ve SOVYET TARİHÇİLİĞİ
Kafkasya'da etnik sorunlar
Ermeniler 518 Bin Türk'ü Öldürdü
Mor, kara veya antiyeşil darbe istemiyoruz!
Rusya'nın Yahudi Oligarhlarla dansı!
Stephan Kinzer'in yazamadiklari
Soykirim sendromu
Ararat'a bir bakış

FarukArslan.com