
|
 |
|
Son güncelleme: Subat 27, 2010 - 00:14:15 |
Yazılarım
:
Gündem
Ergenekon Spartan hükmen galibiyet peşinde!
“Türkiye’de neler oluyor?” sorusuna artık cevap vermekte zorlanıyorum. Sanki uzatma dakikalarında sık sık gol atılan ama doksan dakika sürmeyen, hiç bitmeyen bir futbol maçı oynanıyor. Bazılarına göre, bu zorlu karşılaşmanın 2011’deki genel seçim öncesi veya 2012’de cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi rövanşı var. Maçı kazanırsak, Avrupa Birliği’ne kabul olacağız, tur atlayacağız. Kaybedersek, demokrasisi asla yerleşemeyen sıradan bir 3. dünya Afrika veya Latin Amerika ülkesi olacağız, her an askeri darbe olması beklenen ligde kalacağız. Türkiye’nin tüm sathı maçın oynandığı saha. Orta hakemin düdüğünü beğenmeyen kazan kaldırıyor. Bu arada yeni UEFA kuralarına göre, bir orta saha, 4 yan çizgi ve bir gözlemci toplam 6 hakem görev yapmasına rağmen, karşılaşmada bariz hukuk cinayetleri işleniyor. Hakemler, bazen saç baş yolduruyor, seyirciler sahaya iniyor, pankartlarda va ağızlarda “anadan üryan” abuk sabuk slagonların, kafa karıştırıcı fitnelerin bini bir para.
Yanılmadınız, takımın birinin adı: “Ergenekon Spartan”. “Asker”, “yargı”, “medya”, “siyaset” ve “sendika” kökenli futbolcularını sık değiştirerek sahaya süren Spartanlar, hem ‘Özel’ hemde ‘Harbi’ eğitimi olan “asker gladyatör”leri ile rakip oyuncuları ve taraftarlarını geçmişteki faili meçhul canavarlıkları ile fena korkutuyorlar. Dile kolay Doğu’da 17 bin beşyüz, Batı’da yüzlerce ünlü cinayet hesaplarında yazılı skor hanelerinde, ama halen sahadalar. Doksana takılan her Ergenekon golünün hemen ardından, “Demokrat Sivil Takımı”, doksana takılan başka bir güzel golle cevap veriyor. Bu takımda da “asker”, “yargı”, “medya”, “siyaset” ve “sivil toplum” dayanaklı, kökleri sağlam oyuncuları var. Yabancı oyuncu transfer edecek güçte değiller, yerli oyuncularla idare ediyorlar. Oyuncularının yaş ortalaması rakiplerine göre 20 belki 30 yaş genç, bu nedenle çok koşuyor, sahada basılmadık zemin, dinlenmedik telefon bırakmıyorlar.
Subat 27, 2010, 00:10
Yazılarım
:
Gündem
Abdülkadir Aygan, JİTEM'de çalışanları internette açıkladı
Eski PKK'lı ve JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan, 1990-2000 yılları arasında JİTEM'de çalışanların isimlerini internette yayınladı. Listede Veli Küçük, Arif Doğan, Ahmet Cem Ersever, Aytekin Özen, Nurettin Ata, Abdulkerim Kırcı gibi tanıdık isimler yer alıyor.
Terör örgütü PKK'dan ayrıldıktan sonra itirafçı olup JİTEM adına çalışan Abdülkadir Aygan, Güneydoğu'da faili meçhul cinayetlerin işlendiği 1990-2000 yılları arasında bu birimde görev yapan personeli internet sitesinde deşifre etti. İsveç'te yaşayan Aygan, 'nasname.com' isimli sitede yaptığı açıklamada, Ergenekon soruşturmasını sürdüren savcı ve hakimlere yönelik baskıları JİTEM'le ilişkilendirdi. Aygan, 'Hükümete ve savcılara son çağrımdır' diye başlayan yazısında, Ergenekon soruşturması kapsamında her türlü bilgi ve belgeyle birlikte yardıma hazır olduğunu dile getirdi. Aygan, yazıda, "İş işten geçmeden bu şer odaklarının yakasına yapışınız. Mazlum ve çilekeş halk sizi destekleyecektir." ifadesini kullandı.
Abdülkadir Aygan, Güneydoğu'daki eylemlerin emir komuta zinciriyle gerçekleştiğini dile getirdi. Aygan şu bilgileri verdi: "Normal insanların özel hayatı bile JİTEM şefleri tarafından kontrol altındayken, sivil memur çalışanlar emirsiz hareket edebilir mi? JİTEM'de personel adımını dışarı atmadan önce görev formu doldurulur. Göreve çıkan personelin kimliği, görevin niteliği, görev yeri, görev başlangıç ve bitiş tarih ve zamanı, hepsi resmî görev defterine işlenir. Göreve gönderen kimdir? Teşkilatın amiri. Demek ki yapılan her şey emir-komuta zinciri içerisinde ve amirin talimatıyla yapılmıştır."
Abdülkadir Aygan'ın iddialarına göre JİTEM'in yapılanması şöyle:
Temmuz 24, 2009, 22:12
Yazılarım
:
Gündem
'Ergenekon'a paralel bir örgüt var'
Ergenekon'a paralel bir örgüt daha var: Emniyet'te söylediğim kasetlerde bir yanlışlık yok. Doğruları söyledim ama neden kabul etmedim. İşkence vardı. Bana diyorlar ki, "Adil Serdar Saçan'a dava aç." Ona niye dava açayım ki... Sadettin Tantan bakanlık döneminde, "Ülkede Tapınak Şövalyeleri örgütü var" dedikten sonra ben alındım. Ergenekon'u kastediyordu. Eğer dava açacaksam Tantan'a açarım. Ben, en son beni alırlar diyordum, en salak benim. Önce beni aldılar. Saçan Ergenekon'un içinde değil, Ergenekon'a paralel bir grubun içinde. Bu bir savaş. Ergenekoncular ve Ergenekon'a paralel bir örgüt daha var. Bu iki örgütün kavgası yaşanıyor ülkede.
Demokrat Parti ve Cindoruk: Cem Ersever İzmit İl Jandarma Alay Komutanlığı'na gelmiş, Veli Küçük'le görüşmüştü. Oradan da Cindoruk'la Ankara'ya görüşmeye gitti. Cindoruk Türkiye'nin derin devletinin avukatıdır. Cindoruk her şeyi bilir. İlginçtir o görüşmenin ertesi günü Cem Ersever öldürüldü.
Alman istihbaratı: Türkiye'de Alman İstihbaratı güçlüdür. Almanlar dünyada en iyi bilgi bankasıdır. ABD'nin reklamı var ama Almanlar daha güçlü. Apoletli işadamlarında da güçlüler. Eğer Ergenekon sayfaları daha çok açılırsa altından Almanya çıkar. Bugün ikide bir Deniz Feneri diye bir dosya çıkarıyorlar. Ben hükümetin yerinde olsam ya da savcılığın yerinde, Almanya, Ergenekon ilişkisini ve Kürt-Alman ilişkisi dosyasını açarım. Beyrut'tan Lübnan'dan Abdullah Öcalan'la kavgalı olan Selim Çürükkaya'yı sözde Kızılhaç kaçırmıştır Avrupa'ya. Hayır, Veli Küçük yardımcı olmuştur. Çürükkaya'yı Almanlar yurtdışına çıkarmıştır. Yoksa Öcalan, Selim'i de öldürtebilirdi.
Ergenekon etnik bir gruptur: Almanya'nın halen Ortadoğu'da ekonomik bir savaşı vardır ve bu savaşı etnik grupları yönlendirerek yapıyor. Ergenekon etnik bir gruptur Türkiye içinde. Sadece Kürtler etnik grup değildir. Bütün etnik gruplara bakın, Cemalettin Kaplan gibi tüm gruplarda, sol gruplar da dahil, hepsinde Almanlar vardır. Türkiye üzerinde değil, İran üzerinde de aynı şekilde etkililer. İran istihbaratını Almanlar eğitmiştir.
Temmuz 19, 2009, 10:36
Yazılarım
:
Gündem
Eski Diyarbakır Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Avcı, JİTEM’in eylemlerini anlatti
Bir dönemin Diyarbakır Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Avcı, itirafçıların yargılandığı mahkemeye verdiği ifadede JİTEM’in eylemlerini anlattı ve “Bunlar üstlerinin bilgisi ve denetimi dahilindeydi” dedi. Avcı Vedat Aydın cinayetine ilişkin de önemli bilgiler verdi. vcı, JİTEM ortaya çıktıktan sonra öldürme ve kundaklama eylemlerinde artış görüldüğünü belirterek “Ersever ekibinin yapmış olabileceğini tahmin ettiğim Baro Başkanının arabasına bomba konulması, Yeni Ülke Gazetesi’nin yakılması ve Aydınlık ya da ona benzer bir derginin basılarak bir kişinin öldürülmesi ve Vedat Aydın’ın öldürülmesi olaylarıdır” dedi.
Bölgeyi sarsan cinayet
AvcI’nIn önemli bilgiler verdiği Vedat Aydın cinayeti Güneydoğu’da işlenen ilk önemli faili meçhul cinayetti. Aynı zamanda avukat olan HEP il Başkanı Aydın’ı 5 Temmuz 1991’de kendilerini polis olarak tanıtan kişiler gece evinden alarak kaçırmışlar ve Aydın’ın cesedi 5 gün sonra Maden ilçesi yakınlarında bulunmuştu. Cinayet Diyarbakır’da büyük olaylara neden olmuş, cenazeye yaklaşık yüzbin kişi katılmıştı. Cenazede açılan ateş sonucu 3 kişi ölmüştü.
‘HADEP’e bir şey yapacağım’
İtirafçı Abdulkadir Aygan’ı da Cem Ersever’in yanında gördüğünü anlatan Avcı, Ersever ve Aygan’ın birkaç kişi ile birlikte kendisine gelerek açlık grevi yapılan HADEP binası için ’bir şeyler düşündüklerini, polislere zarar gelmemisi için oradan çekmeleri gerektiğini’söylediğini anlattı. Avcı, “Ben de yaptıkları şeyin ve izledikleri yöntemin yanlış olduğunu bir saat kendisine anlattım. Cem Ersever bana ’Boğazına kadar bu işe battığını, yardım edeceksen söyle, etmeyeceksen karışma, benim bu saatten sonra geri duracak halim yok’ dedi. HADEP binasına bir şey yapılmasına engel oldum” dedi.
Hapis yatan emniyet müdürü
Kamuoyu polis şefi Hanefi Avcı’nın adını Susurluk kazasının ardından yaptığı açıklamalarla duydu. Şubat 1997’de TBMM Susurluk Kazası Araştırma Komisyonu’nda, terörle mücadele için MİT’te Mehmet Eymür’ün liderliğinde ülkücü mafya diye anılan kişilerden, Emniyet’te Mehmet Ağar, Korkut Eken ve İbrahim Şahin liderliğinde özel harekatçı Polisler ile Jandarma’da Ahmet Cem Ersever liderliğinde itirafçılardan oluşturulan organizasyonların daha sonra çete halini aldığını iddia etti. Siyaset Meydanı programında MİT’in telefonlarını deşifre ettiği gerekçesi ile yargılandı ve bir süre devletin gizli bilgilerini açıklamak suçundan hapis yattı. Danıştay kararıyla Emniyet’teki görevine geri dönen Avcı, 2003’te Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı’na getirildi. Son kararnameyle Eskişehir Emniyet Müdürü oldu.
Temmuz 19, 2009, 10:32
Yazılarım
:
Gündem
Cuntadaki kod adı XX
Türkiye’yi sarsan ‘Demokrasiye Müdahele Eylem Planı’nda imzası bulunan Albay Dursun Çiçek, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılarca sorgulanmadan bir gün önce emniyete gelen iki e-posta ihbarında, Çiçek ve Genelkurmay Karargahı’ndaki ‘cunta ekibi’ne ilişkin şok iddialar yer aldı. Karargah’ta kurumsal yapılanma dışında gizli bir örgütlenmeye giden cuntada Albay Çiçek’in kod adının ‘XX’ olduğu belirtilen ihbar mektubunda, ekip içindeki muvazzafların isimleri ve cuntadaki görevleriyle ilgili ‘ayrıntılı iddialar’ dikkat çekti.
İHBAR İFADEYE ÇAĞRILDIKTAN SONRA
Skandal eylem planının ortaya çıkmasının ardından Ergenekon terör örgütü iddiasıyla soruşturma yürüten savcılar, Psikolojik Harp Dairesi’nin yeni Adı Harekat Başkanlığı 3. bilgi Destek Şube Müdürü Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek’i 30 Haziran günü ifadeye çağırdı. Türkiye Albay Çiçek’in ifadesine kilitlendiği saatlerde 29 Haziran günü emniyete 2 ayrı e-mail ihbarı ulaştı.
İhbarlarda Genelkurmay Karargahı’nda komuta kadamesinden gizli bir cunhta ekibinin faaliyet gösterdiği iddia ediliyor ve tüm ekip ile yaptıkları faaliyetler ve Ergenekon soruşturması sanıklarıyla bağlantıları anlatılıyordu.
ÇİÇEK CUNTA İDDİALARINI DA REDDETTİ
İhbar e-mailleri aynı gün hemen Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılara ulaştırıldı. 30 Haziran salı günü ifade vermek için Ergenekon savcılarının karşısına çıkan Albay Dursun Çiçek’e skandal eylem planı ile birlikte Ergenekon’la bağlantıları ve ihbar -emailindeki iddialar da soruldu. Çiçek, hem savcılık hem de mahkemedeki ifadesinde cunta iddialarını tümden reddetti.
ALBAY’IN BİRBİRİNDEN İLGİNÇ İLİŞKİLERİ
İhbar mailinde Albay Dursun Çiçek’in ilginç ilişkiler ağınada da yer verildi.. İhbar mektubuna göre Çiçek, 1994-1995 yıllarında Şırnak’ta tabur komutanlığı görevini yaparken, Ergenekon soruşturmasının tutuklu sanığı Levent Ersöz ile ‘ölüm kuyuları’ operasyonu nedeniyle tutuklanan Kayseri İl Jandarma Komutanı Cemal Temizöz ile aynı dönem aynı bölgede görev yaptı. Yine Albay Çiçek, aynı soruşturma kapsamında tutuklu yargılanan Levent Göktaş ile hem sınıf arkadaşı hem de Tokat’ın Reşadiye ilçesinden hemşehri.
Temmuz 5, 2009, 20:53
|
|
 |

|