|
Son güncelleme: Subat 27, 2010 - 00:17:10 |
Kanada
:
canadaturk.ca Makale
Darbe belgelerini Özkök mü gönderdi?
Balyoz ve Kafes darbe planları, en ince ayrıntısına kadar hesaplanmış buz gibi darbe girişimleri işte! İçerikleri sayısız suçlarla dolu! Askeri savcılıkta bunu onayladı ve deşifre olmuş darbecileri koruyamadı. Zira kaynağı bende saklı bir iddiaya göre, beşbin sayfalık Balyoz darbe seminerinin tüm orjinal nüshaları bir bavul içinde eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök tarafından bir aracıyla Taraf gazetesine gönderildi. ‘Suça bulaşan ceza çekerse vicdanı rahatlar’ diyen Özkök, tarihe ordumuzun ‘darbe sendrom’una son veren onurlu bir paşa olarak geçti.
Bazıları AKP’nin siyasi rakiplerini Ergenekon davası ve operasyonları ile susturduğunu öne sürüyorlar. ‘Silahlı muhalefeti’ durdurmak yasaların gereğidir, koruma ve kollama görevi polislerindir. Askerin işi siyasete karışmak olamaz. Eğer siyaset yapmak istiyorsa, 28 Şubat sürecinin yüksek sesle konuşan subayı Osman Özbek gibi emekli olduktan sonra parti kurar ve sandıkta boyunun ölçüsünü alır.
Seçimlerde bu millet yanlış partiye oy atıyor, demokrasi işimize gelmiyor, halkın çoğunluğu zaten ‘aptal’ diyorsanız, bu tesbit tam Aziz Nesinlik bir durum! Demokrasiye inanmıyorsanız, diktatörlüğe, tek parti yönetimine, monarşiye, krallığa mı özlem duyuyor sunuz? Avrupa Birliği standartlarını istemiyorsanız, peki halkımıza neyi layık görüyorsunuz?!
İktidar, 2007 sonbaharında, 2008 yazında, 2009’ın Ocak ayında ve 2009 Aralık ayında, tam dört defa ordumuzun cunta ekibine dokunulmaması konusunda Genelkurmay ile işbirliği yaptı. Bu tarihleri buraya rastgele yazmadım. Başbakan Erdoğan, başından beri olayın üstünü örtme yanlısıydı. Cunta ekibinin 9 adet suikast planı ve AKP’yi bitirme planları ‘silahlı muhalefet’in zıvanadan çıktığını Erdoğan’a bile gösterdi.
Her defasında anlaşmayı bozan bizzat Genelkurmay ekibinden dört yıldızlılar oldu. Genelkurmay başkanları hakemlik yapmaktan usandı. Kendi alt kadrosunun yaptığı baskılardan bunalan son 10 yılın genelkurmay başkanları, içindeki cuntacıları temizleyeceğine ihbarcıların peşine düştü. Suç işlemek, azmetmek, azmettirmek serbest ama bunları devletin yargı mercilerine şikayet etmek yasak! Sizce de bu tiyatro artık sırıtmıyor mu? Peki nerede bu kurmay zekası? Ordunun imajını yıpratan yanlışlıklara neşter vurmak elzemdir, direnmek abesle iştigaldir.
Subat 27, 2010, 00:14
Kanada
:
canadaturk.ca Makale
Balyozcular nereden koşuyor?
Öncelikle, eski Genelkurmay Başkanımız Hilmi Özkök’e, darbecilerin oyunu bozan Yaşar Büyükanıt’a ve demokrasiden geri adım atmayan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a teşekkür ediyorum.
Hilmi Özkök, Balyozcuları ve peşi sıra tezgahlanan darbeleri durdurmasaydı, şimdi darbe planlarını değil, 27 Mayıs ve 12 Eylül gibi haşin bir darbeden sonra yaşanacak geri kalmışlığımızı, milyonlarca mağdurun dramını, trajedisini konuşuyor olacaktık. 7 yılda plananan darbe sayısı altıyı buldu: Ayışığı, Sarıkız, Yakomaz, Eldiven, Kafes, ve Balyoz. Aslında Balyozcular ilk balyoz darbesini 17 Ağustos 1999 depreminde yedi. İzmit depreminin bilinmeyen kazancı, bir iç savaş çıkartacak planların ve fişlemelerin yerin dibine gömülmesiydi. Depremin merkez üssü Gölcük’te 2 milyon vatandaşın fişlendiği kozmik arşiv vardı.
Pek bilinmez, dananın kuyruğu, Nisan 1999 MGK toplantısında kopmuştu. MGK’da Çetin’in yazdırdığı kararları Bir onaylatmak için Ecevit hükümetine baskı yapıyordu. Ecevit, ‘iç savaş çıkar’ endişesiyle direndi ve imzalamadı. Bir, başbakanlığa gelerek Ecevit’e zorla kararları imzalatmak istesede, başarılı olmadı. Ecevit, Bir ve MGK Genel Sekreteri Erol Özkasnak’ın emekli edilmesini, Genelkurmay başkanı olacak Hüseyin Kıvrıkoğlu’dan rica etti. 1997 Kasım'ında KKTC'deki tatbikat esnasında suikasttan kıl payı kurtulan dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Hüseyin Kıvrıkoğlu, suikast düzenleyen Bir çetesini zaten tasfiye edecekti.
Bunları nereden mi biliyorum? Clickleyin okuyun derim.
Ocak 27, 2010, 11:36
Kanada
:
canadaturk.ca Makale
İçimizdeki kozmik düşman!
Özel Harp Dairesi, "içimizdeki kozmik düşman" ihtiyacını karşılamak için Genelkurmay’a bağlı görev yapan, Amerikalılar tarafından kurdurulmuş para-militer bir yasal örgüt. Kozmik odalarında, kurgulanmış iç ve dış düşmanlara karşı son yarım asırda ‘İstihbarata Karşı Koyma’nın sergilediği oyunlar, planlar ve kullanılan isimler saklı. Aslına hepimizin sorması gereken sorular şunlar: Kozmik odalardan gazeteci, siyasetçi, PKK yöneticisi, üst bürokrat isimleri çıkacağı için mi bazılarının uykuları kaçıyor? Özel Harbcilerin iç düşmanlarını ya dış düşmanlarımız belirliyorsa! Türkiye şeffaflaşıyor, kozmik adamların hükmü sona eriyor. Halen kozmik iç düşman üretenler, akıntıya karşı kürek çekeceklerine halkıyla barışsa ne güzel olur!
Ocak 27, 2010, 11:34
Kanada
:
canadaturk.ca Makale
10 yıl önce 10 yıl sonra
Ottawa büyükelçimiz Rafet Akgünay ile bir öğle yemeğinde iç ve dış politika konuştuk. Sorduğu çok sayıda sorudan büyükelçimize aktardığım ve aktarmadığım 10 yıl önceki öngörülerimi ve ülkemizin gelecek 10 yılı ile ilgili tahminlerimi paylaşmak isterim.
ABD’nin stratejik araştırma kurumları, hem kendi ülkeleri hemde Türkiye gibi stratejik müttefiklerinin geleceğini planlarlar. ABD’nin son 20 yılda Türkiye’de büyükelçilik yapmış beş eski diplomatının hazırladığı raporlar önemlidir: Mark Parris, Marc Grossman, Eric Edelman, Ross Wilson ve Morton Abramowitz. Halihazırdaki büyükelçi James Jeffrey’i de önemseyin. Bu diplomatlar bizi bizden iyi bilirler. Amerikalılar, önümüzdeki 10 yılda ülkemizi yönetecek lider adaylarını, pek çok testten geçirmeye başladılar. Yahudi lobileri önünde ve stratejik araştırma kurumları toplantılarında terletiyorlar. Davutoğlu favorim olmasına rağmen 2012 yılına kadar başka bir adayın hazırlandığını sanıyorum. Bu sefer Amerikalılardan tiyo almadım, Ankara kaynaklarıma da dayanmıyorum. 6. hissim böyle söylüyor.
Ocak 27, 2010, 11:32
Kanada
:
canadaturk.ca Makale
Özal’ı öldüren konsorsiyum!
Kurtlar Vadisi Gladio filmi, rahmetli eski cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğü tezini yeniden gündeme getirdi. `Neden öldürüldü?` sorusuna verilen cevap tek değil.Yüzlerce senaryo içinden dikkate alınması gereken birbirinden farklı üç ayrı tez bulunuyor.
En çok bilineni, şimdi İmralı`da bulunan Abdullah Öcalan`ın, Özal`ın vefatından hemen sonra, Kuzey Iraklı Kürt lider Celal Talabani`ye açtığı tezdir. Ordu elitini kızdırmış, hayli hiddetlendirmiştir. Tezin ilk yazarı Fehmi Koru’dur. Film, bu konuyu işliyor. İkincisi, zehirlenmeyi ihbar eden bir Azeri ve Hacettepe'deki laborant hanım. Kan tahlili anormaldi, kan şişeleri kayboldu, olayın üstü örtüldü. Azerilerin çoğu, tıpkı eşi Semra Özal gibi, Özal’ın "Büyük Türk Birliği"ni gerçekleştirme projesi nedeniyle öldürüldüğünü iddia ediyorlar.
Üçüncü tezin müellifi benim. Özal’ın ölmeden önce gizlice yaptığı petrol payı, erken Bakü Ceyhan hattı anlaşmaları ve Karabağ’a radikal yaklaşımı nedeniyle öldürüldüğünü 1993’den beri savunuyorum. Bu günkü görüşüm de, uluslar arası bir konsorsiyumun konsensusa varıp infaz kararı aldıktan sonra Özal’ı Ruslara zehirlettiği yönünde. Bu konsorsiyumda, ABD, İsrail, İngiltere, Rusya ve Almanya var. Alman ve Türk Gladioları, Rus ayakları ile birlikte ‘ortak operasyon’ yaptılar.
Aralik 3, 2009, 22:49
|