|
Son güncelleme: Aralik 3, 2009 - 22:51:46 |
Kitaplarım
:
Karakutu- Ergenekon'un Karanlık İsmi Tuncay Güney
Temizöz çete ile yemekte yakalandı
Faili meçhullerle ilgili tutuklanan Kayseri İl Jandarma Komutanı Albay Temizöz, mafyayla ilişki içindeyken polisin gizli kamerasına yakalandı. Rüşvet pazarlığı ise dinlemeye takıldı. Şırnak Silopi’de görev yaptığı dönemde Korucubaşı Kamil Atak ve itirafçı Koçero Saluci ile onlarca faili meçhul infazın sorumlusu olduğu iddiasıyla tutuklanan Kayseri İl Jandarma Komutanı Albay Cemal Temizöz hakkında yeni bir şok iddia daha. Temizöz’ün, Organize polisince takip edilen eli kanlı bir mafya grubu ile ilişkisi teknik takip ve kamera görüntüleriyle tespit edildi.
ÇETE TAKİBİ ALBAY TEMİZÖZ’E GÖTÜRDÜ
Organize suç örgütü lideri Mustafa Taştan, Kayseri Pınarbaşı Açık Cezaevi’nde tutuklu bulunduğu dönemde, görevi nedeniyle cezaevini de kontrolü altında tutan Albay Cemal Temizöz’ün çetenin diğer adamlarıyla Ankara’daki lüks bir restaurantta yediği yemek polis tarafından videoya çekildi. Şu anda Bolu Cezaevi’nde müebbet hapis cezasını çeken Mustafa Taştan’ın Kayseri Cezaevi’nde yattığı dönemde çete üyelerinin dönemin İl Jandarma Komutanı Albay Cemal Temizöz ile yakın ilişki içine girdiği belirlendi.
Temmuz 5, 2009, 14:27
Kitaplarım
:
Karakutu- Ergenekon'un Karanlık İsmi Tuncay Güney
Mağaradan insan kemikleri çıktı
Helkis Dağı'nda bir mağarada bulunan kemikler, Adli Tıp'a gönderilecek. FOTOĞRAF: CİHAN, MEDENİ AKBAŞ
Batman'ın Sason ve Kozluk ilçesi sınırlarının kesiştiği Helkis Dağı'ndaki bir mağarada çok sayıda kemik, kafatası ve giysi bulundu.
Yerel bir gazetede yer alan haberi ihbar kabul eden cumhuriyet başsavcılığı soruşturma başlattı, mağarada kazı yapılmasını kararlaştırdı. Kemiklerin insanlara ait olduğu iddiaları üzerine sivil toplum örgütleri harekete geçti. Batman Barosu Başkanı Yusuf Tanrıverdi, "Yapılacak DNA incelemesiyle bugüne kadar kayıp birçok kişinin durumu açıklığa kavuşacaktır." dedi. Mazlum-Der ve İnsan Hakları Derneği Batman Şubesi ortak açıklama yaparak olayın bir an önce aydınlatılmasını istedi. Terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonlar sebebiyle Helkis Dağı'na çıkışlar 1990'dan itibaren sivillere yasaklanmıştı. Hayvanlarını otlatmak için bazen yasak bölgelere gittiklerini belirten köylüler, zaman zaman insan kemiklerine rastladıklarını, ancak kime ait olduğunu bilmediklerini ifade ettiler.
Mayis 11, 2009, 20:24
Kitaplarım
:
Karakutu- Ergenekon'un Karanlık İsmi Tuncay Güney
Çömez & İBDA-C & Ergenekon
Levent Ersöz, Turan Çömez, Ergenekon ve İBDA-C... İşte şok eden kirli ilişkiler ağı... Ergenekon davasının 2. iddianamesinin eklerinde yer alan bir rapor İBDA-C ile Jandarma arasındaki ilişkinin boyutları hakkında önemli bilgiler veriyor. Raporda İBDA-C'li Fazıl Duygun isimli şahsın, Ergenekon tutuklu sanığı İsmail Yıldız ve tutuksuz sanık Hayrullah Mahmud ile düzenli olarak görüştüğü belirtiliyor. İsmail Yıldız, Jandarma İstihbarat Daire Başkanı Levent Ersöz ile sık sık görüşen bir isim olarak biliniyor.
Ergenekon 2. iddianamesinin eklerinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği belgeler içinde yer alan bir raporda şu ifadeler yer alıyor:
"İBDA-C örgütünün yayın organları Aylık, Kaide ve baran isimli dergilerin basımını yapan Kuşak Ofset isimli matbaanın sahibi Veli Avcı isimli şahsın, dergilerin aylık basım masrafını 2.5 milyar civarında olduğunu, ücretin ödenip ödenmediğini her ay Ankara'dan kamu görevlisi olduğunu değerlendirdiği bazı şahıslarca sorulduğu yönünde açıklamalarda bulunduğu istihbar olunmuştur."
Mayis 11, 2009, 11:46
Kitaplarım
:
Karakutu- Ergenekon'un Karanlık İsmi Tuncay Güney
Katilin karısı veya Ergenekon’u görmek
Bugün Ergenekon’u savunan herkes yarın bir provokasyon için savundukları örgütün kurbanı olabilirler... Ama işte Alevilerinki gibi yakıcı bir karşılaşma olmadığı sürece, pek çok insan Ergenekon diye bir örgütün var olduğuna inanmadığını söylemeye devam edecek. Çünkü Ergenekon örgütünün varlığını kabul etmek, onların kimlik duygularını tehdit ediyor. Ergenekon, “modern”, “çağdaş“, “yurtsever”, “laik” vd. kavramların feci şekilde içlerinin boş olabileceğini, bir sürü karanlık ve pis işi saklamak için bu kavramların birer dekor olarak kullanılabildiklerini ima ediyor. Ergenekon bizi Türkiye tarihini sorgulamaya teşvik ediyor.
Bazıları için Ergenekon davası, sorgulanamaz bir üstünlük duygusunun, adeta bir sınıf ve statünün kaybını ima etmekte... En fazla evin bahçıvanı payesi verilecek olan “gerici Müslüman”la evi eşit bir şekilde paylaşmak, sürekli çıbanbaşı olarak görünen “gayrimüslimin” bu ülkenin en baş mağdurlarından biri olduğunu kabul etmek, Osmanlının çok kimlikli yapısından çıkarken, nasıl ırkçı ve şovenist bir yapıya sürüklendiğimizi görmek ve daha pek çok şey demek Ergenekon’la yüzleşmek... Bütün bu nedenlerle, bu “karşılaşma”, konfor ve ezber bozucu, tedirgin ve rahatsız edici. Bütün bu nedenlerle, kuyulardan çıkan kemikleri, topraktan ve etraftan toplanan bombaları görmemeyi, “konuşmaları” duymamayı tercih ediyorlar. Aksi takdirde tüm taşlar yerli yerine oturacak, takke düşüp kel görünecek! Bir anda tüm Türkiye tarihi gözlerinin önünden bir film şeridi gibi akıp gidecek! Kurdukları sahte kimlikleri yerle bir olacak!
Rahatsız edici bir yüzleşme anı bu. Buna katlanmak çok zor! Ama bu sarsıcı yüzleşme olmadan, huzurlu bir gelecek inşa etmek de mümkün olmayacak!
Mayis 1, 2009, 21:47
Kitaplarım
:
Karakutu- Ergenekon'un Karanlık İsmi Tuncay Güney
"Gözden saklanamadığı için görebildiklerimiz de var."
Obama tartışmalarına denk düşen şu haber bunu belgeliyor:
‘Şırnak’ın Cizre ilçesinde 1990’lı yıllarda işlenen 25 faili meçhul cinayet, Kayseri İl Jandarma Komutanı Albay Cemal Temizöz, eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atak, oğlu Temel Atak ile itirafçılar Abdülhakim Güven, Hıdır Altuk ve Adem Yarkın’ın tutuklu bulunduğu soruşturma dosyasıyla birleştirildi.
Savcılık, soruşturmayı, ‘tükenmez kalem’ ve ‘sokak lambası’ adı verilen iki gizli tanığın ifadeleri doğrultusunda derinleştirdi.
Birleştirme kararı sonrası dosya Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilirken, 1990 -1996 arasında işlenen yaklaşık 150 faili meçhul cinayetin de araştırılmasına karar verildi.
* * *
‘Büyük Felaket’ nedir?
Devletin, kendi insanını ‘vatandaş’ olarak kabul etmemesidir.
Bunu sağlayacak bir reflekse...
Ve vatandaşını yok sayan zihniyetten arınmaya ihtiyacımız var.
1915’i henüz çözememişken, hala kendi insanını kurşunlayan, dipçikleyen, ölüm kuyularına atan bir zihniyetle yaşamaya devam ediyor isek dışarıyı eleştirmeden önce bir ‘öz eleştiri’ yapmamız gerekmez mi?
Bu özeleştiriyi yapalım ki, ‘büyük felaket’ bulutları üzerimizde dolanıp durmasın...
Nisan 26, 2009, 10:49
|